Her kazanç sezonunda, perakende ve lojistik sektöründeki kazançların yapay zekaya atfedildiği başlıklarla karşılaşıyoruz. Hisse senedi fiyatları etkileniyor, basın bültenleri artıyor ve perakendecilere yeni bir otomasyon çağının geldiği söyleniyor. Fakat yapılan açıklamalara daha yakın bir bakış, sıkça eski yöntemlerin yeniden etiketlenerek piyasaya sürüldüğünü ortaya koyuyor. Özellikle 2023’te yapılan bir araştırma, tedarik zinciri uzmanlarının %55’inin geleneksel kural tabanlı otomasyonu AI olarak sınıflandırdığını, %27'sinin ise mevcut yazılımlarında yapay zeka teknolojisinin gömülü olduğunu bildiğini gösterdi.
Eski Oyuncular, Yeni Etiketler
Yapay zekanın perakende operasyonlarında değer yarattığı yadsınamaz. Gelişmiş araçlar ve makine öğrenimi, talep tahminleri, dinamik fiyatlandırma ve kişiselleştirme gibi belirli alanlarda gerçek kazanımlar sağlıyor. Ancak sektör içindeki tartışmaların, gerçek yenilik ile uzun süredir var olan otomasyon yöntemleri arasında bir ayrım yapmaması endişe verici. Bu belirsizlik, satış ve operasyon yöneticilerinin satın aldıkları teknolojinin ne olduğunu anlamadan yatırım yapmalarına yol açıyor.
Farklı şirketler, otomatik sipariş ve envanter yönetimi sistemlerinde yıllardır belirli bir mantık kullanıyorlar. Sipariş girildiğinde belirli parametreler devreye giriyor ve sistem sabit kuralları uygulayarak sonuca ulaşıyor. Bu, günümüz AI teknolojisi değil, geleneksel bir yazılım türü. Bu yetenekler modern perakende operasyonları için hâlâ hayati bir önem taşımakta; fakat bunların 'yapay zeka' olarak adlandırılması, teknolojilerin temelde farklı hale gelmesini sağlamıyor.
Yatırım Değerlendirmeleri
Bir satıcı otomatik teslimat yönlendirme veya istisna yönetimini yapay zeka yeteneği olarak tanımladığında, alıcının sorması gereken ilk soru, altyapısında gerçekten neyin değiştiğidir. Pazarın sunduğu son gelişmelere göre, birçok yapay zeka destekli platform hala mevcut sistemlerin üzerine yapay zeka modülleri eklenmiş hâli olarak karşımıza çıkmakta. Bu alandaki belirsizlikler, satıcıların sunduğu çözümlerin şirketlerin ihtiyaçlarına ne kadar karşılık geldiğini anlamayı zorlaştırıyor. Yakın zamandaki bir örnek, büyük bir lojistik sağlayıcısının Lean AI yaklaşımının verimliliği %40 artırdığı ve 2022 yılından bu yana milyonlarca nakliye görevini otomatikleştirdiğidir. Ancak sorulması gereken soru, bu gelişmelerin gerçekten ne kadarının yapay zekadan kaynaklandığıdır.
Ayrıca, robotik ve fiziksel otomasyon konusundaki yatırımların büyük kısmı depolama ve dağıtım alanında yoğunlaşmış durumda. Son mil teslimatında ise henüz minimal bir gelişim sağlanabilmiş durumda. Otonom teslimat denemeleri bazı bölgelerde var, ancak bu uygulamaların çoğu oldukça sınırlı ve düşük karmaşıklık seviyesine sahip. Dolayısıyla, perakendecilerin AI yatırımlarında istenmeyen bir karışıklık yaşamaması için bu ayrımın net bir şekilde yapılması gerekmektedir.
Gelecek İçin Stratejik Yaklaşımlar
Sonuç olarak, perakendeciler yapay zeka yatırımlarını göz ardı etmemelidir; fakat değerlendirmelerin satıcının üzerine düşmesi gerektiğini unutmamalıdırlar. Herhangi bir yapay zeka yeteneğinde neyin değiştiğini, hangi sonuçların iyileştiğini ve bu sonuçların mevcut belirleyici araçlarla elde edilip edilemeyeceğini sorgulamak önemlidir. 78% organizasyonun bir AI stratejisi olmadan hareket ettiği düşünülürse, perakendecilerin sağlam bir değerlendirme süreci oluşturmaları kritik öneme sahiptir. Her AI iddiasını, diğer operasyonel yatırımlarda uyguladığı gibi sağlam bir inceleme süzgecinden geçirmelidirler.



