Otomasyon ve özellikle yapay zekanın muhasebedeki zahmetli işlerin büyük bölümünü üstlenmesi beklenirken, bu işlerin meslek ilkelerini yeni gelen personele aktarmada önemli bir yol olduğu vurgulanıyor. Gary Boomer da yakın tarihli bir köşe yazısında bu noktaya değindi. Yazara göre deneyimli kıdemliler ve yöneticiler yetiştirmek için personelin deneyim kazanabileceği bir zemin gerekiyor. Bu zemin olmadan yükselen muhasebeci kuşağı yeterince eğitilemeyecek.
Yazar, AICPA gibi sektör liderlerinin bu konuda çalışmaya başladığını belirtiyor. Ona göre bu dönüşüm anı, muhasebenin eğitim yaklaşımını genel olarak yeniden düşünmek için iyi bir fırsat. Eğitimin gerçek işle mümkün olduğunca birleştirilmesi bu yaklaşımın temel unsurlarından biri. Yazar, firmaların hâlâ faturalanabilir saat anlayışına bağlı olduğunu kabul ediyor, ancak bu yöntemin hem eğitimi hem de işi zayıflattığını savunuyor. Son teslim baskısı ve müşterinin baskısı öğrenmeye yardımcı olmuyor. İş akışını yavaşlatarak temelleri öğretmek de işin iyi ve zamanında yapılmasına elverişli değil.
İş başında eğitim verimsiz olmakla birlikte, firmaların yıllarca çalışmaya hazır genç ve deneyimsiz yeteneklere sahip olduğu dönemde işe yarıyordu. Bugün ise yeteneklerin çok daha hızlı yetkin hale gelmesi ve daha üst düzey işleri iki yılda üstlenebilmesi bekleniyor. Yazara göre bunun için eğitimin, gerçek iş yaparken yapılan bir şey olmaktan çıkıp işi yapmaya hazırlayan bir süreç haline gelmesi gerekiyor.
Yazar, bunun için faturalanamayan zamanın eğitime ayrılmasını ve uzmanlık gerektiren konularda gerçek müfredatlar oluşturulmasını öneriyor. Ona göre bir müşteri toplantısını izlemek tek başına yeterli olmayacak; simülasyonlar, okumalar ve tartışmalardan oluşan bir program gerekecek. Başarı, katılınan saatler veya cevaplanan sorularla değil, yetkinlikle ölçülmeli. Yazarın belirttiğine göre bu yatırımın getirisi, daha fazla ve daha kârlı işi daha hızlı yapabilen personel olacak.



